Blog – Left Sidebar

#Jelloskin #Jölecilt Yazına Hazır Mısınız?

yazar 13/07/2022

Bu Yazın En Lezzetli Cilt Bakım Trendi “Jello Skin – Jöle Cilt”

Son yıllarda cilt bakımı ve güzellik trendleri denince akla ilk Kore geliyor. Geleneksel Kore tıbbında kullanılan birçok içerik, kozmetik ürünlere eklenerek güzellik dünyasına farklı bir boyut kazandırıldı. Öyle ki çıkan her yeni ürünü ve ortaya atılan cilt bakım trendini takip etmek neredeyse imkansız.

Bugüne kadar en çok ses getiren cilt bakım trendleri “glass, cloud skin – cam cilt” olmuştu. Fakat bu trendler, genellikle makyaj hileleri ve kozmetik ürünler kullanılarak herkesin yapabildiği ve Tiktok’ta viral haline gelen paylaşımlardan öteye gidemedi.

Son birkaç aydır ise yine Koreli bir güzellik influencer’ı @glowwithava tarafından ortaya atılan yeni trend gündemde: Adı “jello skin”…

                                                                                                              FOTOĞRAF: COTTONBRO

Hikayesi şöyle başlıyor: Ava Lee, Tiktok & instagram gibi çeşitli sosyal medya platformlarında paylaşım yapan bir dijital içerik üreticisi. Her şey onun dünyaca ünlü cilt bakım uzmanı Lord Gavin McLeod-Valentine’e gitmesi ile başlıyor. McLeod-Valentine, Lee’nin cildinin yüksek miktarda kolajen içerdiğini ve bu sebeple yanaklarını hafifçe sıktığında hemen jöle gibi kendi haline geri döndüğünü açıklıyor. McLeod-Valentine cildinin bu kadar dolgun ve esnek olduğuna çok şaşırdığını söylüyor, Lee bu klibi farklı platformlarda paylaşıyor ve kısa bir sürede Tiktok’ta 15 milyonun üzerinde izlenme alıyor. (Video için tıklayın.)

https://www.youtube.com/watch?v=FG5PR9jCqg4

Bu akımı daha öncekilerden ayıran en temel fark; hem içten hem de dıştan beslenme ile yani kullanılan cilt bakım ürünleri ve beslenme tarzı ile ulaşılabilecek olması. Yapılan bilimsel çalışmalar cildin sağlıklı ve genç görünmesinin %60 oranında genlerle ilgili; kalan kısmının ise bakım ve beslenme ile ilgili olduğunu ortaya koyuyor.

O halde “jöle cilt (jell-o skin)” e ulaşmak için:
* Proteinden zengin, dengeli beslenin
* Su için
* Yüz masajınızı ihmal etmeyin
* Cildinize düzenli aralıklarla peeling yapın
* Güneşten korunun

Yaşlandıkça kolajen, ciltteki hacim ve elastikiyeti kaybederiz. Etkili cilt bakımı ve profesyonel tedavilerle hacmi yenileyebiliriz, ancak cildimizi beslemek ve cildin elastikiyetini, nemini ve kolajenini korumak için yine de dahili olarak doğru beslenmeye ihtiyacımız var. Bunların yanı sıra;

“Jell-o skin” yani jöle cilde, daha az makyaj yaparak ve cildimizi canlandıracak bir serum uygulayarak ulaşabiliriz.

Güneş hasarını en aza indirenler, cildi tekrar canlandıranlar; vitamin A (retinoid) türevleri içeren ürünlerdir. Fakat bu ürünler hücreleri onarırken hassas ciltlerde ters etkiler yaratabilir. “Bakuchiol” ise doğada saklı bir retinoldur. Babchi bitkisinden elde edilen bu özel aktif içeriğin etkisi, bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. 

MC ATELIER’den yaz mevsimi için harika bir öneri; taptaze, temiz ve canlı bir cilt için doğal ve temiz içeriklerle formüle edilmiş, özel Bakuchiol aktifi içeren, retinoidlerin aksine daha masum, ama etkili “canlandırma etkili botanik yüz serumu”. Lekelenmeden ve güneşin yaşlandırıcı etkilerinden korunmak için cildinizi bu serumla her akşam beslemeyi unutmayın. 

Neden Doğal Deodorant Kullanmalıyız?

yazar 11/07/2022

Neden doğal deodorant kullanmaya başlamalısınız?

Son yıllarda özellikle dikkatinizi çekmiştir: artık dünyaca ünlü cilt bakım markaları yeni kokular ile değil; daha “doğal” ve daha “temiz içerikli” vaadiyle ürünler geliştirmeye başladı. Gıdadan kozmetiğe hayatımızda sıklıkla kullandığımız birçok ürün artık daha sağlıklı olma yolunda hızla gelişiyor. Bu ürün gruplarının başında da deodorantlar geliyor. 

Öncelikle gelin deodorant grubunu biraz daha yakından inceleyelim. 

Sıklıkla market raflarında karşılaştığımız; kafamızı karıştıran antiperspirant / deodorant farkıyla başlayalım. Deodorantlar, kötü kokuyu önleyen cilt bakım ürünleridir. Antiperspirantların ise kokuyu önlemenin yanı sıra temel görevleri terlemeyi azaltmaktır ve bunu da genellikle bir ağır metal olan alüminyum aktifi ile gerçekleştirirler. Alüminyum koltuk altındaki gözenekleri yani cilt foliküllerini tıkayarak terlemeyi ve koltuk altında oluşan ıslaklığı kontrol eder. Yapılan bilimsel çalışmalar, uzun süreli alüminyum kullanımının sağlığımızı kötü yönde etkileme potansiyeline sahip olduğunu; meme kanseri ve Alzhemir gibi bazı hastalıkların oluşma riskini arttırdığını göstermektedir. 

Cilt bakım ürünlerinde bulunan vücuda zararlı maddeler deri yoluyla kolaylıkla emilir. Koltuk altı, vücudun birincil giriş ve çıkış noktalarından biridir ve bu noktayı gereksiz kimyasallarla bloke etmek, vücudun dışarı atması gereken sıvıları ve toksinleri dışarı atamamasına yol açar. 

Doğal deodorantı “doğal” yapan nedir?

Alüminyum içermeyen deodorantlar, genellikle temiz ve doğal içeriklidir. Doğal bir deodorant, gözenekleri parabenler ve ağır metallerle tıkamadan, istenmeyen kokuları önleyerek ter kokusunu gidermelidir. Bu ürünler, genellikle kabartma tozu ya da diğer toz formlu hammaddeler yardımıyla teri emer. Uçucu yağ kombinasyonları ile de ciltte taze bir koku bırakarak, istenmeyen kokuların önüne geçer.

Retinol ve Bakuchiol (Bio-Retinol) Hakkında Her Şey

yazar 17/10/2021

Retinol nedir?

Son yıllarda adını sıklıkla duymaya başladığımız etkili aktif içeriklerin başında “retinol” geliyor. Fakat diğer birçok içerik gibi retinolün de tam olarak ne işe yaradığını ya da ciltte nasıl çalıştığını aslında bilmiyoruz. Bazılarımız yaşlanma belirtilerine karşı etkili bir içerik olarak bilirken bazılarımız da akne tedavisinde kullanıldığını düşünüyor. 

Gelin retinolü birlikte tanıyalım. Retinol,  bir tür retinoid’tir yani kimyasal yapı olarak Vitamin A’ya benzeyen moleküllerden biridir. Küçük molekül yapısı sayesinde cildin epidermis (en dış katman) tabakasının bir altında yer alan dermis tabakasına rahatlıkla geçebilir. 

Bu tabakada serbest radikaller, elastin ve kolajen üretimini baskılarlar. Retinol tam da bu serbest radikalleri hedefler ve onları nötralize eder. Böylece ince çizgiler, kırışıklıklar ve genişlemiş gözenek görünümleri azalır. Ayrıca retinolün peeling etkisi sayesinde cilt yüzeyi daha pürüzsüz ve eşit tonda olur. Retinol aynı zamanda, aknelerde ve akne izlerinde de etkilidir. Ciltte komedon oluşmasının önüne geçerek gözeneklerin tıkanmasını da engeller. 

Kısaca özetlemek gerekirse; bir antioksidan olan retinol, hücre yenilenmesini destekler, kolajen üretimini dengeler ve ayrıca birçok cilt probleminde etkilidir:

  • akne
  • ince çizgiler
  • kırışıklıklar
  • yaşa ya da güneşe bağlı lekeler (photoaging)
  •  cilt tonu eşitsizliği
  • geniş gözenekler
  • kolajen kaybı

Retinol birçok açıdan mucizevi bir içeriktir. Cilde son derece faydalı ve neredeyse çözemeyeceği bir problem yok gibi değil mi? Fakat aslında süreç bu kadar basit değil. Retinol, cilde uygunluğu FDA (Food and Drug Administration) tarafından onaylanmış bir içerik olmasına rağmen maalesef ciltte birçok yan etkiyi de beraberinde getiriyor. 

Hangi sıklıkla kullanılmalı ve nelere dikkat edilmeli?

Özellikle hassas ciltler ilk kez retinol kullanmaya başladığında genellikle ciltlerinde kızarıklık, soyulma ve güneşe hassasiyet gelişir. Bu sebeple kullanım sıklığı kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Kimi zaman haftada bir kez uygulama yapılması bile öneriler arasında yer alır. 

Retinol’e her zaman yavaş yavaş başlanmalıdır. Başlangıç için 0.3-0.5% retinol içeren ürünler cilt tipine göre önerilir. Cilt alıştıkça 1% retinol içeren ürünlere geçiş yapılabilir.

Retinol’ün etkisini göstermesi için diğer tüm kozmetik aktiflerde de olduğu gibi düzenli kullanım son derece kritiktir. Cilt problemlerinde iyileşme gözlenmesi için en az 2-3 aylık kullanımı önerilir.  

Kimler kullanabilir? Nasıl kullanılmalıdır?

Cilt yaşlanmasını geriletmek isteyen ve cildi uygun olan herkes kullanabilir. Fakat hamilelere ve emziren annelere önerilmez. Ayrıca egzama ve rozasea gibi cilt problemi olanlara da kullanımı tavsiye edilmez. 

Retinol içeren ürünler kullanırken aynı zamanda ciltte hassasiyet, tahriş ya da kızarıklık yapabilecek diğer içerikleri içeren ürünler kullanılmamalıdır. Örneğin; AHA, BHA’lar.

Kullanıma dair önemli bir ipucu; hassas bir cildiniz var ama yine de retinol kullanmayı düşünüyorsanız; öncelikle temiz cildinize bir nemlendirici krem uygulayın. Bariyer oluşturarak cildinizi koruyacaktır. Genel olarak gece uygulama yapılması önerilir ve gündüz bakımına kesinlikle güneş koruyucu eklenmelidir.

Bitkisel kaynaklı retinol mevcut mu?

Buraya kadar kısaca retinol’u sizlere tanıtmaya çalıştık. Cilt için şahane bir içerik olsa da ne yazık ki yan etkileri yüzünden özellikle hassas ciltlerin kullanımına uygun değil. Ama durun size harika bir haberimiz var! Doğa bize bu konuda da cömert davranıyor. 

“Babchi”, özellikle Hint Ayurvedik, Çin ve Tamil Siddha uygulamalarında uzun yıllardır kullanılan bir bitki… Anti-inflamatuar ve antibakteriyel özellikleri [1] sayesinde cildi iyileştirmeye, sakinleştirmeye ve yatıştırmaya yardımcı oluyor. Bu bitkiden elde edilen adı size biraz farklı gelebilecek “bakuchiol” özünün (okunuşu: ba – ku – çi – hil)) yapılan araştırmalarda retinol’e benzer etki gösterdiği bulunmuş.

Bakuchiol, Psoralea corylifolia bitkisinin yapraklarında ve tohumlarında bulunan vegan bir cilt bakım bileşenidir. Güçlü bir antioksidandır, çevresel maruziyetten kaynaklanan cilt renk bozulmalarını gözle görülür şekilde azaltır ve cilt üzerinde belirgin bir yatıştırıcı etkiye sahiptir.”

Babchi

2019’da yapılan ve British Journal of Dermatology’de yayınlanan bu çalışmada [2], bakuchiol ve retinolün ciltte kırışıklıklar ve pigmentasyon konusunda benzer etkiler gösterdiği belirtilmiştir. Aynı zamanda retinole kıyasla bakuchiolün ciltte daha iyi tolere edildiği ve kızarıklık, yanma ve iritasyon gibi yan etkilere daha az sebebiyet verdiği ortaya koyulmuştur.

Bakuchiol, ciltte kolajen üretimini desteklerken retinolün aksine yağ bezlerinin boyutunu azaltmaz ve bu da ciltte ani kuruluk veya tahriş olmayacağı anlamına gelir. Bu sebeple, günde sabah ve akşam olmak üzere iki kez uygulanması herhangi bir problem yaratmaz. Ayrıca, cildi güneşe karşı daha hassas hale getirebilen retinolün aksine (gün boyunca her zaman güneş koruycu sürdüğünüzden emin olun), bakuchiol aslında cildin güneşin zararlı ışınlarına karşı daha az hassas olmasına yardımcı olabilir.

Şu ana kadar yapılan çalışmalarda herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır. Bu da hamilelerin ve emziren annelerin kullanımını mümkün kılacak bir sonuçtur. (Fakat kullanmadan önce doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.) 

Bakuchiol içeren krem ya da serumları, temiz cilde nemlendiricinizi uyguladıktan sonra sürebilirsiniz. Maksimum etki için günde iki kez uygulama yapabilirsiniz.

Özetle; bakuchiol ile retinolü karşılaştırırsak:

Bu trend içerik artık MC ATELIER ürünleri arasında. 14 farklı botanik öz ile formüle edilmiş olan canlandırma etkili botanik yüz serumunda skualan ve bakuchiol ana aktifleri arasındadır. İnce çizgiler, kırışıklıklar ve ton eşitsizliğinde düzenli kullanımda etkilidir. 

Referanslar

[1] Lim HS, Kim YJ, Kim BY, Jeong SJ. Bakuchiol suppresses inflammatory responses via the downregulation of the p38 MAPK/ERK signaling pathwayInt J Mol Sci. 2019;20(14):3574. doi:10.3390/ijms20143574

[2] Dhaliwal S, Rybak I, Ellis SR, et al. Prospective, randomized, double-blind assessment of topical bakuchiol and retinol for facial photoageingBr J Dermatol. 2019;180(2):289-296. doi:10.1111/bjd.16918

Yeni Kişisel Bakım Trendi: “Uyku Bakımı”

yazar 06/10/2021

Son birkaç yılda, kendimize zaman ayırma ve kişisel bakımımıza öncelik verme konusunda çok daha iyi bir hale geldik. Ancak çoğumuzun hala mücadele etmeye devam ettiği bir alan var o da “uyku”. Genellikle sorunlar yeterince uyuyamamak ya da uykudan uyandığımızda bile hala yorgun hissediyor olmak. 

“Sleep care is the new self-care.” trendi, uykuya ve uykumuzun kalitesine ayırdığımız vaktin, cilt bakımına ayırdığımız vakitten daha fazla olması gerektiğini vurguluyor. Çünkü iyi bir uyku sadece ruh halimizi etkilemez. Sağlıklı bir metabolizma ve bağışıklık sistemi için yeterince uyku uyumak son derece kritiktir. Yapılan araştırmalar, uyku eksikliğinin diyabet, kalp hastalığı ve virüslere maruz kaldıktan sonra hastalanma riskinizi artırdığını gösteriyor. Uzmanlar yetişkinlerin günün ortalama 7-8 saatini uykuda geçirmeleri gerektiğini söylüyorlar. 

Uyku problemi yaşıyorsak uykumuzun kalitesini artırmak için çeşitli yöntemler deneyebiliriz. Son yıllarda özellikle yenilikçi ve yaratıcı markaların geliştirdiği yastık spreyleri, güzellik yastıkları, yatak odaları için geliştirilmiş özel uçucu yağ karışımları, buhurdanlar veya difüzörler ilk akla gelenler. Aynı zamanda uyku öncesi Calm ve Meditopia gibi geliştirilen bazı uygulamalarla uyku yogası ya da uyku meditasyonu yapabilir, uyku çayları ile bitkilerin yatıştırıcı gücünden faydalanabiliriz. Tüm bu uygulamalar hem uyku kalitemizi arttırmayı hem de uyurken cildimizi korumayı amaçlıyorlar. 

Rahat bir uyku için yapabileceklerimizi gelin biraz daha detaylı olarak inceleyelim:

1. Adım: Uyku Rutini Oluşturma

Uyku, düzenli bir programa dayanan, ritmik bir aktivedir. Bu yüzden yatma ve uyanma saatlerimizi belirlememiz gerekir. Günün stresini azaltmak için temel olarak yapmamız gereken bir uyku rutini oluşturmak. Aynı bebek bakımında annelerin başvurduğu yöntem gibi… Uyku öncesi bir ritüel beynimize yatmaya hazırlanma sinyali verecektir. Her gece tekrarlayacağımız bir seri uygulamaya örnek olarak: cilt temizliği ya da ılık bir duş veya banyo, kitap okuma olabilir. 

2. Adım: Cilt Bakımı

Uyku rutinine temel gece cilt bakımı ile yani basitçe makyajı ve cildi temizleme ile başlayabiliriz. Bu işlem sayesinde cildimizde oluşabilecek akne ve cilt tahrişlerini önlemiş oluruz. Ancak rutinimiz burada bitmemeli. Her geceyi, gece boyunca leke ve kırışıklıklarla mücadele etmeye yardımcı olacak bir serumla sonlandırmak doğru bir adım olacaktır. Cildimize uygun bir serumu uyguladıktan sonra hafif masaj ya da yüz yogası yapmak da bizi ve cildimizi rahatlatacaktır. 

Özel olarak geliştirdiğimiz, farklı botanik etkin maddeler içeren yüz bakım ürünlerimizi ve serumlarımızı incelemek için tıklayabilirsiniz. Gece bakımında özellikle göz çevresi serumu ve canlandırma etkili botanik yüz serumunu rutininize eklemenizi tavsiye ederiz.

3. Adım: Vücut Masajı

Uyku öncesi vücudumuzu rahatlatmak için yapabileceğimiz en güzel uygulamalardan biri tartışmasız masaj… Gün boyunca bacaklarımızda biriken laktik asit sonucu oluşan ağrıları biraz olsun hafifletmek için vegan sisal vücut fırçamızı kullanabilirsiniz. Aynı zamanda selülit karşıtı masaj yağımızın içeriğinde bulunan doğal bitki özleri kan dolaşımını arttırarak yine ağrıları azaltma özelliğine sahiptir.

Vücut bakımınızda tercih edebileceğiniz bu ürünlere tıklayarak ulaşabilirsiniz. 

4. Adım: Yatak Odasını Uykuya Uygun Hale Getirme

Uyku bakımı da aslında biraz kendimizi şımartmakla ilgilidir ve bu yüzden “kendinize iyi bakın” bakış açısını gerektirir. Rahat bir yatak ve çarşafların yanı sıra uygun dinlenmeyi teşvik edecek  şekilde bir uçucu yağ karışımı buhurdanınıza ya da difüzörünüze ekleyebilirsiniz ya da uygun uçucu yağlarla formüle edilmiş bir mum yakabilirsiniz. Yatmadan yaklaşık 10 dakika öncesine kadar yatak odanızın bu kokularla çevrelenmesine izin verin. Özellikle uykuyu destekleyen uçucu yağlara lavanta, papatya, neroli, misk adaçayı, sandal ağacı örnek olarak verilebilir.

Özel olarak geliştirdiğimiz “Sleep Well” buhurdan mumu ürünümüzü incelemek için buraya tıklayın.

5. Adım: Ekran Kapatma

Maalesef bazı masum alışkanlıklar, gün sonunda yeterli miktarda dinlenmemizi engelliyor olabilir. Özellikle akşamları kafein tüketmek, gece fazla egzersiz yapmak, akşam yemeğinden sonra atıştırmak ve yatmadan önce teknolojiyi kullanmak. İster dizüstü bilgisayarınızda geç saatlere kadar çalışıyor olun, ister Instagram’da geziniyor olun, daha iyi dinlenmek için ekran başında geçirdiğiniz süreyi en aza indirmeniz gerekir. Uzmanlara göre, mavi ışık daha hızlı uykuya dalmamıza ve daha uzun süre uykuda kalmamıza yardımcı temel bir hormon olan melatonin üretimini geciktiriyor. Bu konuda size yardımcı olacak tabii ki bir uygulama mevcut: tüm ekranlarınızı ne zaman kapatmanız gerektiğini bir gece zamanlayıcısı ile planlayabilirsiniz. Telefonunuza gelecek uyarılardan etkilenmemek için cihazınızı uçak moduna alabilirsiniz.

Rahat bir uyku ve mutlu bir sabah dileklerimizle…

Cildime Hangi Yağ Daha Uygun?

yazar 29/08/2021

“Yağ” kelimesi size ne hissettiriyor?

“Kesinlikle uzak durmam gerek!”

“Cildim zaten yağlı daha fazla yağ kullanamam!”

“Yüzüm sivilceye yatkın; yağ sürme fikri bence çok çılgınca.”

“Cildim çok hassas; yağ kullanamam.”

Konu yüz yağlarına ya da yağ bazlı kremlere gelince kafamız çok karışıyor haklısınız. Tam olarak neye yaradığını bilmediğiniz birçok aktif madde, doğal yağ ve % oranlar derken kozmetik ürünlerin içinde kendimizi kaybediyoruz.

Cilt serumları nedir, nasıl kullanılmalıdır ile başladığım yazı serisine en çok merak edilen konulardan biri ile devam etmek istiyorum. Hangi yağ hangi cilt tipine daha uygundur?

Aslında bunu belirlemenin en kolay yolu, kullanılan yağların içindeki bileşenleri ve birbirlerinden farklılıklarını öğrenmektir.

Bunu ilk okuduğunuzda muhtemelen biraz duraksadınız ama durun size iyi bir haberimiz var. Derin bir kimya bilgisine sahip olmanıza gerek yok. Basit bir ölçek sistemi ile yağların cilt gözeneklerini tıkama eğilimlerini sıraladığımızda hangi cilt tipine hangi yağ daha etkili bunu da öğrenmiş olacağız.

Komedojenik değer nedir?

Bu basit ölçek sisteminin adı: “Komedojenik ölçek”. Kozmetik ürün formülasyonlarında kullanılan yağların gözenekleri tıkama olasılığına göre sıralanmasını kolaylaştıran bir sistem.

Gelin şimdi ölçeğe yakından bakalım:

Ölçek, 0’dan 5’e kadar bir numaralandırma sistemi kullanır.

0 – gözenekleri hiç tıkamaz

1 – gözenekleri tıkama ihtimali çok düşük

2 – gözenekleri tıkama ihtimali düşük

3 – orta

4 – oldukça yüksek

5 – yüksek gözenek tıkanma olasılığı

Örneğin; Akneye ve siyah noktalara yatkın olan ciltlerde genellikle 4 ve 5 değere sahip yağlar önerilmez. Özellikle başlangıçta 0, 1 ve 2 değere sahip ürünler/içerikler tercih edilmelidir. Bununla birlikte, daha kuru cilde sahip kişiler, ölçeğin ortasına doğru daha yumuşatıcı özelliğe sahip yağları tercih etmelidirler.

Fakat belirtmek gerekir ki, bu bir derecelendirmedir. Bir yasa değildir ve herkesin cildi farklıdır, farklı tepkiler verir. Bazı ciltlerde 4 değere sahip yağlar (hindistancevizi yağı, buğday tohumu yağı, keten tohumu yağı vb.) herhangi bir problem yaratmazken; bazı ciltlerde ciddi tepkiler görülebilir. Genellikle akneye yatkın ciltler için “yağsız” gibi ifadeler kullanılır etiketlerde. Fakat bu yanıltıcı olabilir. Çünkü gözenekleri tıkama olasılığı daha düşük olan, yüksek oranda linoleik asit içeren ve akneye yatkın ciltler için faydalı olan yağlar da vardır. (kenevir tohumu yağı, ayçiçek tohumu yağı vb.) Bu sebeple önemli olan cildinize hangi ürünün/içeriğin iyi geldiğini bulmaktır. Bu sayede cilt bakım rutininiz basitleşir ve kullanamayacağınız ürünleri almaktan vazgeçersiniz.

Not: Cilt serumlarında genellikle birden fazla sabit yağ ve aktif bileşenler yer alır. Bu sabit yağlar komedojenik ölçeğin hem alt hem de üst ucundaki maddeleri içerebilirler. 

Sık Tercih Edilen Bazı Sabit Yağlar ve Komedojenik Değerleri

Yağın Adı Komedojenik Değeri Cilt Tipi İçeriğindeki Yüksek Bileşenleri
Argan Yağı 0 Tüm cilt tipleri Oleik Asit
Linoleik Asit
Aspir Yağı 0 Tüm cilt tipleri Linoleik Asit
Avokado Yağı 3 Kuru, Akneye yatkın ciltler Oleik Asit
Buğday Tohumu Yağı 5 Aşırı kuru cilt tipleri Linoleik Asit
Ceviz Yağı 1-2 Tüm cilt tipleri Linoleik Asit, Orta derecede Oleik Asit
Çuha Çiçeği Yağı 2-3 Yağlı, Akneye yatkın, karma cilt tipleri Linoleik Asit, Orta derecede GLA
Fındık Yağı 1 Tüm cilt tipleri, hassas, akneye yatkın Oleik Asit
Havuç Tohumu Yağı 3-4 Kuru, olgun cilt tipleri Oleik Asit
Hindistancevizi yağı 4 Aşırı kuru, vücut bakımında tercih edilmeli Oleik, Stearik ve Palmitik Asit
Hint Yağı 1 Tüm cilt tipleri, yağlı ve akneye yatkın Risinoleik Asit
Hodan Yağı 2 Karma, yağlı, hassas cilt tipleri Linoleik Asit
GLA
Jojoba Yağı 2 Tüm cilt tipleri, yağlı, akneye yatkın Eikosenoik Asit
Kakao Yağı 4 Vücut bakımında tercih edilmeli, yağlı ve akneye yatkın ciltler kullanmamalı. Oleik Asit
Stearik Asit
Kayısı Çekirdeği Yağı 2 Karma, kuru cilt tipleri Oleik Asit
Kenevir Tohumu Yağı 0 Tüm cilt tipleri, yağlı ve akneye yatkın ciltler Linoleik Asit
Kuşburnu Çekirdeği Yağı 1 Yağlı, Akneye yatkın cilt tipleri Linoleik Asit
Nar Çekirdeği Yağı 1 Özellikle olgun, tüm cilt tipleri Punikik Asit
Shea Butter 0-2 Normal, kuru cilt tipleri Oleik Asit
Stearik Asit
Squalane Yağı 0-1 Tüm cilt tipleri Omega-2
Susam Yağı 3 Kuru cilt tipleri Oleik Asit
Linoleik Asit
Tamanu Yağı 2 Tüm cilt tipleri, özellikle lekeli ve hassas ciltler Oleik Asit
Linoleik Asit
Tatlı Badem Yağı 2 Kuru, hassas, akneye yatkın ciltler Oleik Asit
Üzüm Çekirdeği Yağı 1 Tüm cilt tipleri Linoleik Asit
Yabani İğde Yağı 1 Özellikle kuru ve olgun, tüm cilt tipleri Palmitik, Palmitoleik and Oleik Asit
Zeytin Yağı 2 Kuru, akneye yatkın ciltler Oleik Asit

Komedojenik değeri nasıl kullanabilirim?

Komedojenik ölçekte yer alan yağların nasıl kullanılacağını belirlemenin anahtarlarından biri tabii ki cilt tipinizi bilmektir. Normal, kuru, yağlı, hassas ve karma ciltler olmak üzere beş ana cilt tipi vardır. Genellikle cilt tipimize kendimiz karar veririz. Gözleme ve öznel değerlendirmeye dayanır. Fakat gerçekte her cilt birbirinden farklıdır. Pek çok farklı cilt ve ihtiyaç olduğundan, cildinizin ihtiyacına göre farklı şeyler denemek ve cildinizin neyi tercih ettiğini bulmak önemlidir. Cildinizin nasıl tepki verdiğini değerlendirmek için satın aldığınız bir ürünü en az 28 gün boyunca kullanın. Çünkü ciltte “turnover” olarak adlandırılan hücre yenilenmesi normal insanlarda bu süreçte tamamlanmaktadır. Bir ürünün uygunluğuna da ancak bu süreç tamamlandığında kesin olarak karar verebilirsiniz. 

Peki siz cilt tipinizi biliyor musunuz? O zaman bir sonraki yüz bakım konulu blog yazımız bu olsun! Keyifli okumalar…

Subscribe to our newsletter

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Proin porttitor nisl nec ex consectetur.